Yusufeli Kaymakamlığı tarafından 2008 yılında yapılan
zahmetli bir çalışma sonrasında kurulabilen ve büyük beklentilerle açılarak
yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunulan ‘etnografya müzesi’, kaderine
terk edilmesi, vatandaşların tepkisini çekti.
İlçemiz
merkezine bağlı köylerden; geçtiğimiz 100 yıl içerisinde kullanılmış olan ancak
günümüzde sadece nostalji köşelerini süsleyen, yöresel eşya-alet edevatların
toplanması ile 2008 yılında yapılan Kaymakamlık çalışması sonucu il çapında bir
ilk olarak zorlukla kurulabilen Etnografya Müzesi, tarihin tozlu sayfalarına
doğru yolculuğuna başladı. Geçtiğimiz yıl, ünlü gazeteci Fatih Türkmenoğlu’nun
hazırlayıp CNN Türk televizyonunda sunduğu ‘Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 50
Yer’ programında da tanıtımı yapılan müze, şimdilerde kendi kaderine terk
edildi. Müze içinde bulunan; Yusufeli ve köylerinin tarihi kültür yapısını,
geçmiş yıllarda yaşayan atalarımızın sosyal yaşamlarını anlatan ve buram buram
tarih kokan eserler merdiven altında bir depoda ve müzenin yanında bulunan
kapısı bile kilitli olmayan değirmenin içerisin de çürümeye terk edildi. Tarihi
eserlerin sergilendiği müze binası ise,
Avrupa Birliği Hibe Projeleri ekibine çalışma ofisi olarak verildi. Ofis
içerisinde göstermelik olarak bırakılan birkaç eser ise, kendi halinde bakım
yapılmış denilsin diye tarihe vernik atılmış ve kendi haline bırakılmış durumda.
Atalarımızın
tarihini anlatan ve ilçemize gelen yerli-yabancı turistlerin büyük ilgisini
çeken Etnografya Müzesi’nin bu hali, görenleri şaşkına çevirdi. Konu ile ilgili
görüş bildiren bir vatandaş, “Yapılan uygulama karşısında çok şaşırdım.
Tarihimiz, kültürümüz, geleneklerimiz, geçmişimiz çürümeye terk edilmiş.
İlçede, bu proje ekibinin çalışması için başka mekan kalmadı mı? Tek boş yer
bizim müzemiz mi? Yetkililerin bu yanlıştan dönmesini temenni ediyorum.
Yapılanlar, tarihimize, atalarımıza, dedelerimize, ninelerimize bir
saygısızlıktır. Mezarda olanların kemikleri sızlar’ şeklinde konuştu.
Geçtiğimiz yıllarda müzede sergilenen eserlerin, kaymakamlığa ‘emanet’ olarak
verildiğini belirten bir başka vatandaş, “ Bu müze eski kaymakamımız Mevlüt Bey
zamanında kurulmuştu. Bu eserler köylerden toplanırken, bin bir zahmetle,
sahiplerinden bin bir rica ile alınmıştı. Bunlar kaymakamlığa ‘emanet’ olarak
verilmişti. Avrupa Birliği Hibe Projeleri ekibi çalışsın diye ‘hibe’
edilmemişti. Çok kızgınım. Derhal bu yanlıştan dönülmeli. Müze eski haline
getirilmeli ve eserlerin tamamı sahiplerinden alınırken söz verildiği gibi
orada sergilenmeli” diye konuştu.
Öte yandan,
ilçemize gelen yerli ve yabancı turistlerin, ilçe merkezinde gezebilecekleri
tek yer olma özelliğine sahip Etnografya Müzesi’nin kapalı olmasının, her
şeyden önce ilçe halkına bir saygısızlık olacağı ifade edildi. Geçtiğimiz yıl
müzeyi gezen ve beğenen bir turistin, bu ve bundan sonraki yıllarda yanında
getireceği turist grubuna, ilçemize gelmeden önce müzeden bahsetmiş olması
durumunda büyük bir karmaşa yaşanacağını belirten vatandaşlar, bu durumun
açıklamasının mümkün olmayacağını belirtti. Aynı şekilde müzenin hemen yanında
bulunan asırlık değirmenin bakımsız kalmasının kabul edilebilir bir şey
olmadığını söyleyen bir başka vatandaş ise, “Bu değirmen ve harman makinesi
buraya günlerce süren bir uğraş sonucu getirildi. Aradan geçen bir yıl sonunda
ise, bakımsızlıktan çürüme durumuna gelmiş. Başka milletler kendilerine tarih
uydurma çabası içinde iken, ilçemizin hali hazırdaki köklü geçmişine bizim
milletimizin bu kadar duyarsız kalmasını kınıyorum. Umarım bu yanlıştan erken
dönülür” diye konuştu.
Yusufeli’nin
Sesi Gazetesi olarak, şimdilik kaygıyla yapılan açıklamalara bir yorum
katmıyoruz. Yetkililerimize; sadece büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir
sözünü hatırlatmakla yetiniyoruz: “Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip
çıkmayan milletler, yok olmaya mahkumdurlar” Saygılarımızla…Haber:Adem
Demirkıran